Kısa film denince aklımıza ilk olarak gelen şey adından da anlaşılacağı gibi kısa süreli filmdir. Ama elbette ki kısa filmi uzun metrajdan ayıran tek şeyin zamansal farklılık olmadığını görmek, kısa filmi daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.
Kısa film sinemanın temelini oluşturmuştur ve bugün de bir tür olarak varlığını sürdürmektedir. Kısa filmi uzun metrajdan ayıran en belirgin özellikleri ortaya koyarak kısa filmi tanımaya çalışalım.
Kısa filmi uzun metrajdan ayıran en belirgin özelliğin zamansal sınırlılık olduğu doğrudur. Bu zamansal sınırlılık bir çok farklılığı da beraberinde getirmiştir. Her şeyden önce yönetmen kısa süre içerisinde çok şey anlatmak zorundadır. Kısa filmin gücü az görüntüyle çok şey anlatmasındadır. Yönetmen anlatmak istediği şeyi kısa, açık, sade ama çarpıcı bir dille ortaya koymak zorundadır. Bunu daha çok görüntüler aracılığı ile yapar. Hikaye görüntülerle yeterince anlatılabiliyorsa, diyalog ve metin, fonda sürekli bir müzik gibi anlatılan hikâyeyi destekleyecek ayrıntılara yer olmamalıdır.
Tüm bu anlattıklarımız kısa filmin uzun metrajdan, içerik olarak da farklılıklar gösterdiğini, kısa filmin kendine ait bir anlatım diline sahip olduğunu gösteriyor.
Kısa filmde yönetmen anlatmak istediklerini bir olay çerçevesinde ele alır. Uzun metrajlı filmde ise karakterler olayın önüne geçer. Yani kısa filmde olay, uzun metrajlı filmde ise karakter ön plândadır.
Kısa filmin yaratıcı ve özgür olduğunu söyleyebiliriz. Kısa filmin özgür olmasının temelinde, ekonomik kaygıları reddetmesi vardır. Uzun metrajlı filmin aksine ticari sinemanın dışında bir alandır. Yönetmen ticari amaçlar gütmediğinden sadece yapmak istediği için yapar.
Kısa film özünde toplumsal sorunları, insanı, kültürel ve tarihsel değerleri ortaya koyan bir yapıya sahiptir. Yönetmen kendinden, kendi yaşamından ve yaşamındaki ufak ayrıntılardan yola çıkarak bunu yapar.
Kısa filmin dinamizmi gerektiren tüm bu özellikleri genel olarak gençlerin kısa filme yönelmelerini sağlamıştır. Ucuz oluşu, teknik anlamda çok büyük beklentilerin olmaması, acemice ama AMATÖR TUTKULARLA yapılması yine gençlerin kısa filmi seçme nedenlerinden biridir. Sinema pahalı bir uğraş olduğundan gençler için bir düştür. Kısa filmde bu düş bir gerçeğe dönüşür.
Son olarak Flaherty 'nin bir sözü bu çerçevede anlaşılmalıdır.
"Gerçek büyük filmler ileride gelecek büyük şirketlerin değil, amatörlerin, tutkulu, ticarî amaçları olmayan kişilerin yapıtları olacaktır ve bu filmler sanat ve gerçekle yapılacaktır." (Robert Josepht Flaherty)